Saturday, May 7, 2011

bir gun

sabah. uyaniyorum. bilmedigim bi evdeyim. yanimda sevgilim. ev arkadaslarini goruyorum. salon yatakhaneye donmus. birinin yanina gidip oturuyo. gazete okurken kiz onun omzuna cenesini dayiyo. kiskaniyorum. sevgilim sesli okuyo gazeteyi. bi koltugun arkasina saklanip yatiyorum, sevgilimi dinliyorum haberleri anlamadan, sesini sadece. yanima geliyo, opuyo beni. partiye gitmemiz lazim artik diyo. motosikletine atliyoruz. ama cok yakin, 2 dakika bile surmuyo. tekne gibi bi ev. oltalar, baliklar. cok acim. yemeklerin hepsi balik. saat aksam 4 olmus, ben hala kahvalti etmemisim. camasirlar aklima geliyo. restoranda birakmistim iki siyah cop poseti icinde. diger yemekler hazir olana kadar camasirlari hallederim, hem gozdeyi de gorurum, nasil olmus bi bakarim diye dusunuyorum. sokaklar garip metrodan inince, yanlis cikistan cikmisim. hava karanlik. istedigim caddeye ulasmak icin gectigim sokakta bikac isci adam. yoldan gecenlere bakip bisi soyluyolar. tam ben gecerken egilip bacagimdan tutuyo biri. birak beni diyorum, polisi ararim. bana kotu kotu bakip bi sure takip ediyo. ben elimi telefon icin cebime attigimda bi sigara paketi geliyo. hafif kirilmislar, tutunleri dagilmis. tiksiniyorum. camasirlari aliyorum restorandan ama gozde orda diil. zaten benim camasirlar o kadar da fazla diilmis. basim donuyo acliktan, bi yerde oturmam lazim. evsiz biri denk geliyo yanima, siyah posetimi karistirmaya calisiyo. cok gucsuzum, sadece poseti cekip gidiyorum. icinden turkuaz, suet bi omuz cantasi duser gibi oluyo. hic benim tarzim diil, bunu nerden buldum ki diye dusunuyorum. anneminmis. kuzenimin evine ugruyorum, annem ordaymis. bora'yi da gorurum hem diyorum. buyumus bora ama hala yuruyemiyo. halbuki son gordugumde yurumeye baslamisti. annem sacmaliyo, yuksek sesle konusuyo bi ara cok. sikinti basiyo. hala acim. botlarimi bulamiyorum bi turlu, birinin cantasindan cikiyo sonunda. kuzenim bana sariliyo giderken, bu kadar arayi uzatma bi daha diyo. partiye geri donuyorum. parti restorana tasinmis. italyan-japon. bi kiz bana yemekleri anlatiyo ama ben orda calismaya baslicakmisim gibi. italyanla japon yemekleri nasil bi araya gelir ki, uyumsuzlar cok diyorum. kiz anlatmaya devam ediyo. sevgilim ortalikta yok. hala acim. ya acligimi unutuyorum ya da bisiler yiyorum bi sure sonra. odamdayiz, sevgilimle. bilgisayarin basinda bisiler yapiyo. banyoya girip gelicem diyo sonra. ben uyuyakaliyorum, cok yorgunum.

Thursday, April 28, 2011

-msu.

depresyonumsu bi yerlerden bildiricem, hazir ol. saka saka.

midemde kocaman ve agir bi bosluk var. bulanti mi yoksa 9 saat ucmanin ve biraz da donmek istememenin sebep oldugu belli olmayan garip duygumsu bisi mi bilemiyorum. kendini rahat ifade edemeyen bi kisiligi var simdiliik.. ilerde acilicak, inaniyorum.

hayaller var diger yanda, guzel, mutlu bu sefer, cok. kardesim gelicek sonra, az kaldi. saydim, 46ymis.

bi deeee, mukemmelimsi bi sevgilim var.

onun disinda bugun sinav var. zeus seni nasi biliyosa oole yapsin musti.

sirada bi sarki var.

sana gelsin.

Tuesday, April 12, 2011

evsiz

"kardesin geldigi icin en zayif halka sensin. gule gule ceyda."

beni evlat edinicek birilerini ariyorum. cok guzel roommate de olurum.

Thursday, February 24, 2011

110 falan

uyaniyorum, sirtimdaki ve kolumdaki acimasiz agrilar gitmis. gormezden gelip aglamayinca vazgectikleri oluyo bazen..

karnima yerlesen orkestrayi dinliyorum. caldiklarindan sikilinca bikac mini bagella korkutup kaciriyorum butun muzisyenleri. guzel calamiyolardi zaten. gurr gurrul gur.

kafamda bi program yapmaya calisiyorum. bugun cikip fotograf ceksem, yarin butun gun calisiyorum zaten. cumartesi zirve gec saatte neyse ki, sabah diger odevlerle bogusurum. zirvede cektiklerimi kullanabilir miyim acaba.. pazar da sabah var. sac kesiminden hemen once. sonrasindaki isten de.

kardesim de amerikan vizeli bu sabah itibariyle. korktuguna degmemis dedi. o da benim gibi "iyi yolculuklar" dendikten sonra ne diceeni bilememis. hebele hobolo. safak 110 falan.

Wednesday, February 23, 2011

yirmiyedi haziran ikibinon

... ucak cok yumusak indi. hava da guzeldi zaten. neden bilmiyorum, bu sefer ucaktan cok korktum. gozlerim doldu boole korkudan. birileri yanimda olsun istedim, kimse yoktu. California'da hala dunmus, ne komik.. vapura binicem. evet, vapur. simit alicam. martilara atmicam bu sefer. hepsi benim.

Tuesday, February 1, 2011

subat geldi yahu.

sincap gibi bi o yana, bi bu yana ani bakislar attim cikisin ne tarafta oldugunu anlayabilmek icin. tabelayi gordum, yurumeye basladim. yuruyusumu seviyorum, kendinden emin ama azcik salakca. onumdeki yavas yurumesin. sag sol yapip direklerden siyrilip on siralara ilerliyorum. merdiven cok dar ama karsidan gelene yol veremicek kadar diil. ust kata cikip diger trene biniyorum. okulun ilk gunu oldugu icin biraz heyecan var, her ne kadar o sirada baska yerlerde yuruyo olmayi tercih etsem de.. okulun ilk gunu dundu gerci ama hic biri tanidik diildi siniftakilerin. arkadaslarimi ozlemistim, dogal bisi. baksalarinin sigamiycaa darlikta bi bosluk bulup kicimi yerlestiriyorum koltuga. yanimdakileri rahatsiz etmemek icin dirseklerimi cok acmamaya ozen gosterip kitabimi cikariyorum cantamdan. su satirlar dikkatimi cekiyo:

"ay tutulmasi: gokyuzundeki ay yeryuzundeki insanlarin gozlerinden saklanmayi basarir bazen. hazir kimse gormuyorken, pudrasini tazeler."

okula vardigimda hic sevmedigim kizi (susan) adam sandler'a benzeyen cocukla (philip) konusurken buluyorum sinifin kilitli kapisinda. kiz bana selam veriyo, ben onu cocuga atiyorum. "tanidigimiz herkes yavas yavas toplanicak sanirim" diyo. istemeden katiliyorum. santiago gorunuyo koridorun sonunda. beni gorup kacar gibi yapiyo. ona dogru kosuyorum. beni hic ozlememis. insan, diyorum, en iyi arkadasini nasil ozlemez. saka yapiyomus meger. ben de saka yapiyodum zaten diyorum. profesor geliyo, derse giriyoruz. kendimizi tanitiyoruz sinifa. komik bisiler geciyo aklimdan ama paylasmiyorum. yine de iyi bi izlenim birakiyorum soylediklerimle. sonraki dersi musti ogretiyo. hala "sen" mi yoksa "siz" mi diceemi bilemeden konusarak yuruyoruz ders cikisi. SLR alicam diyorum. sen cupcake kursuna git, daha iyi diyo. sonra bana kitap hediye ediyo. konu: action script tabi ki. mutlu oluyorum.

(ama sevdicek yaninda gecirdigim 6 gunden daha mutlu diilim. o bunun 986974321 kati falandi yanlis hesaplamadiysam.)

35 mm bi SLR bakiyorum fotografcilik dersim icin. onerin varsa cekinmeden mail falan atabilirsin. cok pahali olmasin, ogrenciyim malum.

sevgiler, saygilar. ya da ikisinden biri. sana kalmis.

Friday, January 21, 2011

gelin bu kara bir dur

kurek sesleriyle uyaniyosan, pencereden disari bakmaya hic gerek yok. kar botlarini giyebilirsin. yine mi? evet yine. bu kacinci ben de bilmiyorum ama daraltmaya basladi.

gelin bu kara bir dur diyelim.